Murat Dolgun

Randevu Vermeden

 

 

 

 

Murat Dolgun

Eğitim Uzmanı

 

Düşünün büyük bir bankanın sahibisiniz. Önünüzde çok iyi bir finansman uzmanı var. Eğer işe alırsanız; size çok para kazandıracağı kesin. Yalnız, küçük bir sorun var! Bu adamın zimmetine para geçirme ihtimali var yani hırsızlık gibi kötü bir meziyeti var! Ne yaparsınız? “Canım bana 10 kazandırsın da zarar yok 2 sini de iç etsin” mi dersiniz? Yoksa “Uzmansa uzman! Ben işletmeme bile bile bir hırsızı sokmam, yani kediye ciğer emanet etmem!” diye mi düşünürsünüz? Eğer ikinci gruba giriyorsanız yazının devamını okuyun zira diğer gruba girenleri lüzumsuz yere meşgul etmeyelim.

Bir iş yapacaksak her şeyden önce iş etiğine uymak gerekir. Yapılan bir işte iş ahlaki yoksa belki kısa vadede bir çark döner, belki bir rantta söz konusu olabilir ancak orta vadeye varmadan hem haksız kazançlar hem de hak edilerek kazanılanlar artı güven ve itibar topyekûn kaybedilir.

Bir sanatkârın, sözünde durması, verdiği randevuya sadakat göstermesi iş etiğinin temel taşlarındandır. Randevu, kelime anlamıyla; “Belli bir saatte, belli bir yerde iki veya daha çok kişi arasında kararlaştırılan buluşma” olarak tanımlanır. Örneğin acil olarak çağırılan bir yetkili teknik servis hemen geliyorum diyorsa bu belli bir zaman belirtmez. 10 dakika sonra oradayım ya da 2 saat sonra gibi somut bir ifade kullanılmalı yani bir randevu verilmelidir. Hemen deyip te 2 gün sonra gelen hatta hiç gelmeyen çok sayıda yetkili(!) teknik servis mevcuttur. Elbette sözüne sadık olmayan somut ifade kullansa ne fark eder!

İş dünyasında birçok işletme zamanla yarışmaktadır. Bu yarışı sürdürürken yapılacak veya yaptırılacak işler planlanan zamandan saparsa işletme bundan maddi manevi büyük zarar görür. Bir makinenin onarımını bekleyen bir imalathane ya da fabrika müşterisinin beklediği ürünü zamanında yetiştirme endişesi taşır. Bu süreç haddinden fazla uzarsa mal yetişmez, müşteri siparişi keser hatta yerine göre sözleşmede yazılıysa yüklü tazminatlar alır. Belki de bu zarar ilgili işletmeyi batma noktasına getirir. Burada, makineyi tamir etmekte ağır davranan, zamanında işi bitirmeyen ya da randevusuna geç gelen veya gelmeyen usta büyük bir çam devirmiştir. Sebep olduğu yıkım, aslında; milli servetin zayi edilmesi, insanların işsiz aşsız kalması gibi bir sürü kaybı beraberinde getirecektir.

Evimizi boyatmak üzere randevulaştığımız ustayı bir gün kala “Gerekli boya ve malzemeleri aldım başka bir şey var mı?” diye sormak için arıyorum. Usta “Hocam ben sizin işi unutmuştum ya iyi ki aradın!” diyor. Bazen birinden ağzınız yanıyor, bir diğerine gidiyorsunuz ağzınız iki kat yanıyor. Elbette işinin hakkını veren gerçek sanatkârlarımız ustalarımız çok. Ne var ki bizzat yaşadığımız veya şahit olduğumuz üzücü durumlar gün gün artıyor.

Büyük bir holding şirketinin bir fabrikasına iş başvurusu yapmıştım. Ön mülakattan geçtim. Sonra bir ustabaşı bana üretim hattını gezdirdi, işleyişi anlattı. Son olarak fabrikanın genel müdür yardımcısıyla bir mülakat yaptık. Söylediği söz aynen şöyleydi “Sonuç pozitif 2 hafta içinde seni çağıracağız.”

Uzun zamandır iş arayan bir mühendis olarak çok sevinmiştim. İki hafta bana 2 yıl gibi gelmişti. Bu sürenin sonunda birkaç gün bekledim aramadılar ben aradım benimle konuşan müdür yardımcısı yurt dışındaymış “Gelince o karar verecek” dediler. 2 hafta daha bekledik sonrasında her aradığımda toplantıdaydı. 1 hafta da toplantı sürdü. Artık sekreteri telefonda sesimi tanıyor,  hatta sık sık aradığım için benimle alay ediyordu. Son hafta sayın genel müdür yardımcısına durum hatırlatılmış “Bakayım” demiş. Hafta sonuna doğru sekreteri bana şu cevabı vererek konuyu negatif olarak sonlandırdı. “Gerekirse biz kendisini ararız şimdilik ihtiyacımız yok!”dedi. Peki, baştan niye böyle bir söz verildi? Bunu sorgulayabildim mi? Hayır Sadece yeni mezun genç bir mühendis olarak -kaçamak bir yorumla- iş dünyasının acımasızlığı denen çirkinliği öğrenmiştim. Aslında bu yapılan iş dünyasının acımasızlığı değil iş dünyasının ahlaksızlığı diye tanımlanır. O zamandan beri o şirkete de o holdinge de ne gözle baktığımı söylememe gerek yok.

Sözünde durmayan bir usta yalnızca kendisini lekeliyor. Bir yetkili teknik servis hizmet verdiği ürünlerin markasını lekeliyor ama böyle bir olayda koskoca bir holdingin itibarı iki paralık oluyor.

Bizim kültürümüzde “söz namustur.” İnancımızda “söz bir Allah bir” profesyonel iş hayatı randevuya uymayı gerektirir. Bütün bunlar ortadayken hala randevusuna uymayan, sözünde durmayan insanlar için bir hatırlatma;

Sosyal hayatınızın da, iş hayatınızın da iflası, çok kısa zamanda kapınızı çalacaktır. Hem de randevu vermeden.”  

 

www.muratdolgun.com

 

 

 

MURAT DOLGUN 

1997 yılında Uludağ Üniversitesi Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Bir süre elektronik sanayinde çalıştıktan sonra, teknik alanların yanı sıra kalite ve iletişim eğitimleri de veren Ümmehan Elginkan Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezinde eğitim vermeye başladı. Yetişkin eğitimleri alanında uzmanlaştı. Sorun Çözme Teknikleri, Kriz Yönetimi, Proje Yönetimi, İstatistiksel Süreç Yönetimi, İnsan Kaynakları Yönetimi, Değişim ve Sürekli İyileştirme, İletişim Becerileri, Liderlik, Toplam Kalite Yönetimi eğitimlerinden bazılarıdır.

2007 yılında Problem Çözme alanındaki birikimini aktardığı “Problem Çözme Patikaları” adlı eserini yayımladı. Kitap iş çevrelerinden ve akademik çevrelerden oldukça iyi geribildirimler aldı. Ayrıca askerliği esnasında Hava Kuvvetleri bünyesinde tercüme ettiği Küresel Yönbulum Sistemi ile ilgili bir kitap bulunmaktadır.

Almanya’da bir proje kapsamında; Endüstriyel Otomasyon Sistemleri, Avrupa Birliğinde sistem ve sosyal yapı üzerine incelemelerde bulundu. Birçok AB projesinin hazırlanması ve uygulanmasında görev aldı. 

Evli ve bir çocuk babası olan ve Manisa’da yaşayan Murat DOLGUN eğitim çalışmalarını sürdürmektedir.

 


rw